Tüketimi Azaltmaya Çalışırken Karşılaştıklarım
Uzun bir aradan sonra herkese merhaba.
Benim tüketimi azaltma maceramı
dile getirmeye başlamam "2050 yılında denizlerde balıktan çok plastik olacak" uyarısının rahatsız etmesiyle başladı. Yani 32 yıl sonra mı? Oğlum 36 yaşındayken mi? Bu korkunç gelecek gerçekten bu kadar yakın mı? İşte bu sorular ciddi ciddi ne yapabiliriz, ne yapmalıyız, çocuklarımızı nasıl bilinçlendirmeliyiz, ben ne yapabilirim soru zinciriyle vicdanımı rahatsız etmeye başladı. Kendime dönüp baktığımda aslında alışveriş manyağı bir insan olmadığımı gördüm. Kıyafet vs konusunda gerçekten ihtiyacımsa alırım ve bu hep böyleydi. Ama günlük mutfak ihtiyacımı gidermek için yaptığım alışverişlerde manav reyonundan veya pazardan aldığım her sebze ve meyve için ayrı plastik poşet kullanmak bir sürü çöp demekti. Tabi böyle deyince sen bu poşetleri doğaya bırakmıyorsun ki evde çöp vs atmak için kullanıyorsun, değerlendiriyorsun diye düşünenlerimiz olabilir ama bizim bu attığımız çöpler ne oluyor? O plastiği biz ayrıştırmazsak bir sonraki adımda bu plastikler ayrıştırılıyor mu ? Tabi ki hayır zaten bu çok da mümkün değil. Peki bu durumda küçük çözümlerle büyük etkiler oluşturabilir miyiz mesela biz evimizde plastik kullanmak zorunda kaldığımızda alternatif çözümler üretsek; streç film yerine doğada çözünebilen streç filmlerive doğada çözünen buzdolabı poşetlerini tercih etsek, kaçınılmaz olarak çıkan deterjan şampuan kutularını, camları ayrıştırsak ve belediyelerin geri dönüşüm kutularına atsak aslında doğaya verdiğimiz zararı azaltmış oluruz. Ve bu adımı hayatımıza yerleştirdikten sonra ikinci adım sıfır atık meselesini gündeme almak olabilir. Fakat bu sıfır atık meselesi kendi hayatım için çok mümkün birşeymiş gibi gelmiyor.Benim için daha çok sıfıra yakın atık daha uygulanabilirmiş gibi. Metal pipet, termos taşıma, cam şişe taşıma, alışveriş için bez torba,file çanta vs hepsi tamam ama gün boyu dışarda olduğum için yanıma kaç lt su alabilirim ki. Özellikle sıcak yaz günlerinde şişemdeki su bitecek ve su satın almaya mecbur kalacağım. Burda da alternatif cam şişede satılan su almak olabilir. Ama sonuçta ne farkeder ki cam da olsa sıfır atık olmadı. (İstanbul'da değil de doğup büyüdüğüm şehirde yaşasaydım bunu da düşünmezdim. Benim büyüdüğüm şehirde her yerde çeşmeler vardı.Çeşme kültürü ne güzel gerçekten. Hem gerçekten sıfır atık yanınıza su almaya bile gerek yok )Ama olsun sıfıra yakın atıkla yaşamaya çalışmak bile bir fark yaratabilir aslında. Yaşadığımız dünya bir tane ve çocuklarımıza bırakabileceğimiz başka bir yer yok. Bu yüzden herkes yapabildiği kadar, gücünün yettiği kadar bile bişeyler yapsa çocuklarımız da bu bilince sahip olur. Zaten çocuklarımız bu bilince sahip olursa yanlışlara doğrulara dönüşür ve belki de 2050'de denizlerde balık daha çok olur.
Şimdilik bu kadar
Sevgiler
Sümeyra
Benim tüketimi azaltma maceramı
![]() |
| Randy Olson-National Geographic |
Şimdilik bu kadar
Sevgiler
Sümeyra

Yorumlar
Yorum Gönder